Mahallenin Çocukları

Ara 14, 2016
76 okunma
2 Yorum

Her geçen nesil bir sonraki nesile bizim zamanımızda der ve başlar. Özlüyor, arıyor ve anıyoruz…

Belki de duymak, görmek, hissetmek istiyor geçmişteki tatlı saf duyguları. Annelerin balkondan gelen o eşsiz nidaları… Babaların kendinden emin sert, bir o kadar da şefkat dolu bakışları. Mahallenin vazgeçilmezleri vardı akşam serinliklerinde, kaldırımda oturan teyzeler saklambaç oynayan çocuklar, devletler kurup, devletler yıkan ağır ağabeyler ve mahallelerde hiç sevilmeyen top oynayan çocuklar, çok duyardık mahallenin aksi, laf söz dinlemeyen, ama bir gün balkonda görmesek tedirgin olduğumuz ihtiyar tatlı teyzenin “ alın topunuzu da aşağı sokakta oynayın” diye serzenişini. Peki, ne değişti de bugün yanı başımızda oturan komşularımızı görmez, tanımaz olduk. Biz iken ne zaman ben olduk.

Aslında şimdi bunlar özlediğimiz anılar olarak aklımızda kalıp bizlere bir iç çektiriyor ama o zamanlarda mahallenin çocukları tarafından sevilmeyen büyükleriydiler.

Topumuzu kesen, bizi elinde kürekle kovalayan amcalar. Şimdi amcalar arasında bulsunlar o cıvıltıları, telefondan, bilgisayardan, tabletten başını kaldırıp insanların yüzüne gözlerinin içine bakmayan nesilden arayıp ta bulsunlar o büyüklere saygı dolu günleri, elinde poşetle giderken koşarak yardım eden çocukları bulsunlar hani o huzur vermeyen amcalar, teyzeler vardı ya işte oldu istedikleriniz diye haykırmak geliyor. Mutlu musunuz? İstediğiniz oldu işte, artık sokaklarda top koşturan bir nesil yok, artık mahalle aralarında eskisi gibi cıvıltılar yok bu muydu? İstediğiniz. Şimdi huzurlu musunuz? Demek geliyor insanın içinden, her şeyle mutlu olan çocuklardık biz, her oyunun ayrı bir mevsimi vardı. Cıncık (misket) mevsimi, topaç mevsimi, kızak mevsimi, sigara kağıdı mevsimi, her dönemin ayrı bir oyunu vardı.

Nasıl olurdu anlam veremezdik mevsim geçişlerinde ki oyun değişimlerini istemsizce uygulardık, bugün elimizde cıncık (misket) varsa, yarın topaç mevsimiyse elimizde topaçlarımız olurdu. Bugün ki çocuklar kadar bilinçli ve zeki değildik belki ama deyim yerinde ise organik büyüdük biz, ekmek arası doğal domatesle, komşunun evde yaptığı peynirle, bizim pizzamız, hamburgerimiz yoktu ama etli ekmeğimiz candı.

Çocukları leyleklerin getirdiğine inanan nesil bizdik işte, saftık ama aile, akraba, komşuluk bağlarını bilen saflardık. Kaldırım taşında cız oynayarak mutlu olmayı bilen, şeker pancarının köklerinden araba yapıp babasından durumu yok diye oyuncak istemeyen, kendi oyununu kendi üreten, okulda bir kalemi ortadan kırıp iki kalem, bir silgiyi ortadan koparıp iki silgi yaparak arkadaşıyla paylaşan, ama gönlünde kocaman sevgiler taşıyan saflardık.

Her şeyden ödün verir ama eğlencemizden ödün vermezdik, Rahmet ayı Ramazan çocukların belki de en mutlu olduğu aylardı. Yaramazlıkta da üstümüze yoktu. Teravih namazı kılınırken ayakkabıların tekini sağa diğerini sola atan, caminin içine torpil atan, sokaktaki kızların peşinden, kahkahalarla kız kovalayanları ateşleyen, tapa tabancasıyla ortalığı savaş alanına döndüren nesil vardı ya evet itiraf ediyoruz onlarda bizdik. Biz biz diyorum da siz kimsiniz? Diye merak edenler de olacaktır. Biz 90’lı yıllarda çocuk olan nesiliz.

Bu yazıyı okuyan 90’lı yılların çocukları şimdi çocuk sahibi oldular ve geçmişle şimdiki zamanın arasındaki farkları en iyi onlar anlıyordur. Bu yazı bizlere milat olsa ve herkes haftada bir gün dahi olsa mahallesinde ki çocukları toplayıp, oyunlarımızdan oynatsalar, arkadaşlık bağlarını, komşuluğu, kardeşliği, birbirini sahiplenmeyi aşılasalar, daha güzel bir nesil inşa etmiş olmak için bir adım atmış olmaz mıyız?

Sizlerde aynı duyguları yaşadınız ve benimle aynı özlemleri yaşıyorsanız o güzel yorumlarınızı aşağıdaki yorum alanına yapmayı unutmayın!

Not: Fotoğraftaki kardeşlerim Zikrullah Şimşek kardeşimin yeğenleridir. Fotoğraflar şahsıma
ait olup kardeşlerimin izni ile yayınlanmıştır. Fotoğraftaki o güzel pozları vermek için
o günleri küçük bedenleri ve koca yürekleriyle canlandıran kardeşlerimin gözlerinden öpüyor.
Zikrullah kardeşime de teşekkür ediyorum.

İlginizi Çekebilir

Matbaaya Tasarım Gönderirken Dikkat Edilmesi Gereken 5 Kural
Tasarım
0 Paylaşım65 okunma
Tasarım
0 Paylaşım65 okunma

Matbaaya Tasarım Gönderirken Dikkat Edilmesi Gereken 5 Kural

gkhnkrgl - May 15, 2017

Bu başlığı merak edip içeri girdiysen anlaşılan sende tasarım yolunda ilerleyen arkadaşlarımızdan birtanesisin. O zaman Matbaaya Tasarım Gönderirken Dikkat Edilmesi…

Memduh Şevket Esendal – Otlakçı
Pasaj
0 Paylaşım96 okunma
Pasaj
0 Paylaşım96 okunma

Memduh Şevket Esendal – Otlakçı

gkhnkrgl - Şub 12, 2017

Memduh Şevket Esendal bir başka kitabında şöyle sitem eder: "Ben yorgunum, yorgun. Anladın mı?" Ve peşine ekler: "Gönlüm bomboş." Bazı…

Tarihin ilk Suikast Timi Haşhaşiler
Bilgicik
0 Paylaşım22 okunma
Bilgicik
0 Paylaşım22 okunma

Tarihin ilk Suikast Timi Haşhaşiler

gkhnkrgl - Oca 16, 2017

Haşhaşiler Kimdir ? Neden Suikast Timi Deniyor? Kurucuları Kimdir? İsimlerinin Anlamı Nedir?  tüm bu soruların cevaplarını merak edenleri biliyorum. Bugüne…

2 Yorum

Bu Yazıya Yorum Yap

Your email address will not be published.